Obradovic: “Basketbol değişiyor, ama bir şey hiç değişmez”

08 Ekim 2017 Pazar, 20:33


Fenerbahçe Doğuş’un başarılı antrenörü Zeljko Obradoviç, beIN SPORTS’a özel açıklamalar yaptı. İşte Oradoviç röportajının tamamı;

Yeniden hoşgeldiniz. Sizin için yeni bir sezon. Geçmiş hakkında çok konuşmayı sevmediğinizi biliyorum, ancak geçen sezonun özetini almak istiyorum. Fenerbahçe’yle hep en üste çıkma gibi bir hedefiniz vardı. Şampiyonluk kazanmak istediniz. Bir önceki sezon çok da yakındınız, belki bir ribaund kadar. Sezon boyunca soğukkanlılığınızı korudunuz ve Euroleague şampiyonluğunu kazandınız. Nasıldı? 

Sezonun iki farklı tarafı var. Öncelikle normal sezonda çok sorun yaşadık. Kadromuz çok dardı ve bir oyuncunun yokluğu bile bizim için önemli bir sorundu. Bazen iki, üç hatta dört oyuncumuz bile aynı anda sorunlar yaşadı. Çok kolay anlaşılabileceği üzere oyunumuz tamamen farklıydı. Bu yüzden bazı maçları Euroleague için gerekli seviyede oynayamadık. Şanslıydık ki Panathinaikos serisinden önce herkes sağlığına kavuştu ve mükemmel idman yaptık. Bu periyottan itibaren kusursuz basketbol oynadık, tüm maçları ve kupaları kazandık. Bu tecrübe birçok şeyi anlamamızı sağladı. Geçen seneyi düşünürken bunu da aklımızdan çıkarmamalıyız.
Sinan Erdem’de şampiyonluk sonrası basın toplantısını hatırlıyorum. Herkese “yarın sabah dokuzda ofiste olmalıyım ve gelecek sezon Belgrad’a konsantre olmalıyım” demiştiniz. Bu sizin için nasıl bir duygu? Beş farklı takımla dokuz Euroleague şampiyonluğu yaşadınız ve hâlâ bir sonraki kupaya odaklanıyorsunuz. 
Çünkü tek yolu bu. Eğer işinizde iyi olmaya devam etmek istiyorsanız motivasyonunuz olmalı. Buraya sabahın köründe gelip oyuncularınızla mutlu olmak için bir sebebiniz olmalı. Bu sayede herkes bir arada çalışıyor. Öncelikle Başkan ve Yönetim Kurulu, Başkan Yardımcımız Ozan Balaban ve Maurizio Gherardini’yle her zaman birbirimizin fikirlerini alırız. Şimdi Ferit Şahenk de geldi. Takımımızın bu sezon nasıl olacağına karar verdik.
Yaz döneminden bahsettiniz. Önemli kayıplarınız oldu. Belki Bogdan Bogdanoviç’in ayrılığını öngörebilirdiniz. NBA’e gitmek istediğini ve Sacramento Kings’in de onu çok istediğini anlamak kolaydı. Ekpe Udoh’un ayrılmasını bekliyor muydunuz?
Bogdan’la sezon içinde konuştum, çünkü birçok dedikodu çıkmıştı. Ona “maçlara konsantre ol, sezon sonunda karar anında, kararın ne olursa olsun senin yanında olacağım” dedim. Durum böyleydi, dediğin gibi çok nettik. Bence Bogdan orada oynayacak kaliteye sahip. Bir gün all-star olacağına inanıyorum. İnanıyorum çünkü Bogdan basketbolu seviyor ve zamanını basketbola harcıyor. Gelişmek istiyor, inanılmaz bir çocuk. Herkes için bir örnek. Ekpe Udoh, evet, sürpriz oldu benim için. Herkese olduğu gibi ona da NBA’den teklifler olduğunu biliyordum. Ancak burada kendini çok iyi hissettiğini biliyorum. Bu çok önemliydi. Bizimle geçirdiği iki yılda kendini çok geliştirdi. Fakat NBA’e gitmek istiyordu ve gitti. Ne diyebilirim ki? İkisi için de. Bogdan ve Ekpe’ye burada yaptıklarından dolayı teşekkür ediyorum. İkisi için de en iyisini diliyorum.
Eurobasket boyunca Fenerbahçe taraftarı Bogdan Bogdanoviç’i çok takdir etti. Hatta Bogdan sayesinde Türkiye’yle oynamadığı zamanlar Sırbistan’ı desteklediler. İki ülke arasında nasıl bir ilişki kurulduğunu düşünüyorsunuz sizin ve Bogdan’ın katkılarıyla. Böyle olması çok mantıklı. Öncelikle taraftarımız Bogdan’ın nasıl oynadığını ve ne kadar iyi bir insan olduğunu hatırlıyor. Avrupa Şampiyonası’ndaki reaksiyon da bunun sayesindeydi. Çok gururluyum. Bogdan için benim ülkemin milli takımını destekleyen insanlara çok teşekkür ediyorum.
 
Siz Eurobasket boyunca İstanbul’daydınız. Birçok maça da gittiniz. Geçen yaz konuştuğumuzda Olimpiyat Oyunları’ndan bahsetmiştiniz. Amerika’nın şampiyonluğunu bireysel kaliteye bağlamış ve diğer ülkeler gibi karışık setlere sahip olmadıklarından bahsetmiştiniz. Slovenya’nın şampiyon olma sebebi neydi? 
İyi oynadılar. Goran Dragiç gibi kilit bir oyuncu mükemmel oynadı. Diğer oyuncular takımdaki rollerini çok iyi biliyorlardı ve tabii ki antrenör… Çok önemliydi. Igor Kokoşkov olağanüstü iş çıkardı. Benim için şaşırtıcı olmadı, çünkü daha önceden yardımcılığımı yaptı. Onunla iletişimimiz de devam ediyor. Slovenya’nın bu basketbolunun arkasında Igor var.
 
Hatırlıyorum, Fenerbahçe’ye ilk geldiğinizde onu da yardımcınız yapmak istemiştiniz. 
Her zaman bağlantıdayız. Igor özel bir antrenör, çünkü farklı bir yolu tercih etti. Çok gençken NBA’e gitti, kimse kendisini tanımıyordu. NBA’de asistan olarak çok çalıştı. Sonrasında Gürcistan Milli Takımı’na gitti, şimdi de Slovenya’ya. Kariyerinde yükseldi. Bir kez daha başardığı her şey için tebrikler.
 
Genç çocuk için neler söylersiniz? Luka Donçiç? Ondan ne öğrenebiliriz? 
Tüm jenerasyon oyuncuları içinde tek bir isim Luka Donçiç. Çünkü, Bogdan için söylediğim gibi, o da basketbolu çok seviyor. Çok akıllı. Hayatıyla, kariyeriyle ilgili kararları kendi veriyor. Başka kimseye fırsat tanımıyor. Bugünün basketbolunda bunu görmek çok zor. Birçok oyuncunun bazı arkadaşları var, bazı menajerleri, bazı antrenörleri var. Hep öneriler alıyorlar, hiç kendi fikirleri yok. Luka ne yapmak istediğini çok iyi bilen bir çocuk. Real Madrid’de, çok iyi oyuncularla birlikte oynadığı için çok mutlu. Sergio Llull, Rudy Fernandez ve Sergio Rodriguez gibi oyunculara yakın olmanın ne kadar önemli olduğunu söylüyor. Yani kafa yapısını düşünürsek, 18 değil 30 yaşında gibi.
Her zaman bireysel oyuncu gelişiminden ve iyi oyuncuların etrafında olmaktan bahsediyorsunuz. Bogdan ilk geldiğinde hatırlıyorum, evet Partizan’da da iyi oyuncuydu ama bu seviyede değildi. Kendini takım içinde nasıl geliştirdi? Üstelik takım da başarılıydı. Takım şampiyonluk için mücadele ederken oyuncu geliştirmek çok zor bir iş. 
Evet, bunu anlamak çok kolay. Üç sene önceki maçlara bakarsın, bir de geçen senekilere ve farkı anlarsın. Bir kez daha söylüyorum, sadece takım idmanı yaparak kendini geliştiren hiçbir iyi oyuncu bilmiyorum. Çok fazla bireysel idman lazım. Bu Bogdanoviç veya herhangi bir iyi oyuncu için geçerli. Basketbol değişiyor. 25 yıl önce Partizan’da ilk antrenörlük deneyimimde Euroleague şampiyonu olduğumuzda da bunu söylüyordum, şimdi Fenerbahçe koçu olarak da. 25 yıl sonra, ben bambaşka bir antrenörüm. Basketbol değişiyor ama bir şey hiç değişmez: Basketbolu sevmek, salona gidip 1000 şut atmak, bireysel yeteneklerin için çalışmak… Sadece bu şekilde dünyanın en iyi oyuncularından biri olarak anılabilirsiniz.
Peki bu Euroleague takviminde çok zor…
Hayır, hayır. Bu sadece bahane. Hepsinin yeteri kadar zamanı var. Öncelikle biz takvimi değiştirdik, artık günde tek idman yapıyoruz. Yani mesela sezon öncesi kampında sadece sabah 12:00’de idman yaptık, iki-iki buçuk gibi bitti. Yani sonrasında devam etmek için zamanı var. Ya da tam tersi diyelim. Akşam üstü idman yapıyorsak tüm sabah boş. Onlar için hayatlarında basketboldan önemli bir şey yok. Eğer aklınızda bu varsa, her şey çok daha kolay.
Tüm antrenörler de her zaman onlar için hazır mı?
Tabii ki. Hepimiz sabah dokuzdan itibaren buradayız. Her gün.
Basketbolun değişiminden bahsettiniz, NBA’i de çok yakından takip ediyorsunuz. NBA’de Golden State bu sezon şampiyon olurken, final serisinde Cleveland’la birlikte yüksek tempo basketbolu oynadılar. Pozisyon sayısı çok yukarıdaydı. Euroleague’de, şampiyon Fenerbahçe az pozisyon sayısıyla oynamayı tercih ediyor. Sadece şampiyon değil, Euroleague’deki birçok takım da az pozisyon sayısını tercih ediyor. Oyunun hızı için neler söylersiniz?
Üzgünüm, bunun farkında değildim. Çünkü aslında hepimiz çok pozisyon yaratmak isteriz. Çok şut atmak isteriz. Ancak bu, nasıl bir oyun seçtiğinizle alakalı. Birçok kez şut fırsatımız doğuyor. Ben bir oyuncunun koşarken topa dokunur dokunmaz şut kullanmasını sevmiyorum. Bu basketbol değil bence. Oyuncuların kalitesi arasında çok fark var. Eğer Golden State Warriors’tan bahsediyorsanız, bunu becerebilen oyuncuları var. Cleveland için de, LeBron ve arkadaşları onu yapabiliyor. Kaliteleri var, çok farklı. Takımınız için en iyi sistemi seçmeye çalışırsınız. Ben de daha çok koşmayı severim. Mesela birçok kez Bogdan’ın hızlı hücumda kaldırıp şut attığını hatırlarsınız. Kalitesi var. Bobby Dixon da öyle çok şut kullanır. Yani yeteneği olanlarla bir sorunum yok. Ben de takımımı çok koşarken, çok pozisyon yaratırken görmek isterim. Ancak bu, tek yol değil. Maç içinde olan her şeye hazırlıklı olmalısınız. Oyuncular, sezon başında hazırlık kampı öncesinde konuşurken hep aynı şeyi söyler. Koşmak ve kolay basket atmak isterler. Biraz yorulunca sorun çıkar. O zaman da gider “Şimdi niye koşmuyorsunuz?” diye sorarsınız. Herkes 35 dakika oynayacakmış gibi davranır. Bu mümkün değil. Öyle bir oyun seçerseniz, buna da hazırlıklı olmalısınız.
Geçen sene de bazı maçlarda sakatlıklar yaşadınız. Ekpe Udoh 30-35 dakikalarda süre almak zorunda kaldı. 
Evet, bazı maçlarda. Hep onlara dinlenme fırsatı vermek isterim. Mümkün olan maçlarda dinlendirir, bazı maçlarda oynatmam. Anlamanız gereken oyuncuların nasıl hissettiğidir. Bazı maçlarda oynamamaları, gelecek için bir kazançtır. Bunu anlamanız gerekir.
Oyuncuların gelişiminden bahsettiniz, onlardan biri de Jan Vesely. Sizin döneminizde Fenerbahçe’de çok iyi bir sırtı dönük oyuncu haline geldi. Daha önce bunu pek oynayamıyordu. Tabii ki bir de pasör haline geldi. Belki yaratıcı bir pasör değil ama taktik içinde pas verebiliyor. Onun özellikle hücum tarafındaki gelişimini nasıl açıklarsınız? 
Evet çok gelişti. Ancak bence yeteri kadar değil. Daha fazla gelişmesi gerekiyor. Öncelikle çemberden biraz daha uzak şut kullanması lazım, çünkü kusursuz bir şut mekaniği var. İkincisi, alçak post oyunu çok çok önemli. Kesinlikle daha geliştirdi. Üç sene öncesinden çok daha iyi bir oyuncu olduğuna şüphe yok. Neden? Aynı hikaye. Basketbolu seviyor. Zor bir dönem geçirdi ama devam etti. Bu yaz evlendi, bir dönem çalışmadı ama kendini hazırladı ve kampta çok iyi idman yaptı.
 
Ekpe Udoh da kendini çok geliştirdi. Kimse onun bu kadar iyi bir hücum oyuncusu olacağını hayal bile etmiyordu belki de. Sırtı dönük oyununda harikaydı. Özellikle pasör olarak, bilhassa kısa devrilmelerde yaratıcı bir oyuncu haline geldi. Sizin sisteminizde bu nasıl oldu? Bu kadar iyi olacağını öngörmüş müydünüz? 
Çok akıllı bir oyuncu. Basketbolu biliyor. Antrenörler için bu çok önemlidir, söylediğiniz şeyi bir ya da iki kerede anlar. Harika oyuncularla vasatları birbirinden ayıran şey budur. Bazı oyuncular için yüz kere tekrar etmeniz gerekir. Ekpe basketbolu biliyor. Nasıl oynayacağını biliyordu, Avrupa basketboluna adapte oldu ve bu sayede pasör, ribaundcu, blokçu, skorer oldu.
 
Sisteminiz için çok önemli bir oyuncuyu kaybettiniz. Ancak şunu görebiliriz, bazı noktalarda Nicolo Melli çok iyi pas verebilir. Dört numaradan sırtı dönük oynayabilir, üç sayılık şutu var. Jason Thompson da Ekpe Udoh’un yaptığı farklı şeyleri yapabilir. Ekpe’nin görev tanımını iki kişiye bölmüş gibisiniz. 
Hayır, birbirinden farklı oyuncular. Onlardan birini Ekpe Udoh’la kıyaslamak yanlış olur. Bence gerekli değil. Oyuncu olarak kaliteliler ki biz onları buraya getirmeye karar verdik. Burada oldukları, bu kararlarından mutlu olduğu anlamına geliyor. Jason NBA’den çok tecrübeli bir oyuncu. Şu ana kadar davranışları mükemmel. Maçlarda ve idmanlarda hep yüzde yüzüyle oynuyor. Bazı hatalar yapıyor, kötü kararlar veriyor ama bu onun oyun tarzı. Melli’nin ne kadar kaliteli olduğunu herkes biliyor. NBA’den ve Avrupa’nın büyük kulüplerinden birçok teklif almasına, kendisine daha çok para önerilmesine rağmen buraya geldi. Bunu çok takdir ediyorum. Tabii ki ikisi de bizim basketbolumuz için çok önemli.
Nicolo’yla imzalamadan önce konuştunuz mu? Neden NBA ya da Barcelona yerine Fenerbahçe’yi seçti?
Ben hepsiyle konuştum. Herkesi aradım. Jason’la uzun bir konuşma yaptım. Nicolo Melli’yle, Sinan Güler’le, bizzat görüştüğüm Brad Wanamaker ve Guduriç’le konuştum. Neden burada olduklarını onlara sormalısınız. Bu en iyisi bence. Onlara neden Fenerbahçe’ye gelmeye karar verdiklerini sormalısınız. Doğrusu bu.
Peki, bazı oyuncular hakkında, tıpkı Ekpe Udoh’ta olduğu gibi soru işaretleri var. Ancak Udoh harika bir oyuncu haline geldi. Gelen oyuncularla ilgili, buraya uymayacağını düşündüğünüz özellikler var mı? Oyuncuları nasıl düzeltip, bu sisteme koyabilirsiniz? Mesela Jason Thompson, çok tecrübeli bir oyuncu ama hiç Avrupa’da oynamadı. 
Evet, ancak ben hiç öyle düşünmem. Hep olumlu tarafını görmeye çalışırım. Tek yolu budur. Zadar’da turnuvaya başladık. Altı oyuncu geldikten bir idman sonra hazırlık maçlarına başladık. Brose maçının sonrasında iki üç kez nasıl oynadığımıza şaşırdığımı söyledim. Çok iyi şeyler vardı. Normalde çok hata, çok top kaybı, çok anlaşmazlık olurdu. Biz altı günde altı maç oynamak istedik. Takımın reaksiyonu harikaydı. Bazı anlarda çok yoruldular. Her maçı herkesle oynamamaya gayret gösterdim. Önümüzde gelişmek için çok fırsat var. Her iki kulvarda da, Euroleague ve BSL’de gerekli seviyeye çıkmak için fırsatımız var.
Yani olumlu şeylere odaklanmak istiyorum dediniz. Jason Thompson’la ilgili pozitif noktalar neler? Sahada neler yapabilir?
Çok atletik bir oyuncu. Sahayı iyi koşuyor, her zaman hücum ribaunduna giriyor. Çok iyi bir orta mesafe şutu var, 4-5 metreden. Savunmada oynamak istediğimiz sisteme kendini adapte ediyor. Ve tabii ki davranışları. Tavırları mükemmel. Her zaman yüzde yüzüyle oynuyor.
Euroleague savunmaları için ne dersiniz? Adam değiştirme savunmasına kolayca adapte olabilecek mi? 
Neden sadece adam değiştirme olsun?
 
Yani sistemi değiştireceğinize dair bir ipucu mu veriyorsunuz? 
Hayır, hayır. O oyunun bir kısmı. Her zaman adam değişmek zorunda değiliz. Şimdi moda bu, Euroleague’de ve ligde herkes dört ya da beş kişiyle son 10 saniyede adam değiştiriyor. Göreceğiz. Savunmada yapabileceğimiz her şeyi deniyoruz. Sadece adam değiştirmek değil. Savunma yapmanın birçok yolu var.
Fenerbahçe’nin sisteminde yeni şeyleri deneyeceğini duymak heyecan verici. 
Hayır, hepsi yeni değil. Geçen sene de birçok şey kullandık. Sadece neyi, kaç dakika boyunca kullandığınız önemli. Basketbol, herhangi bir savunmayı 40 dakika boyunca kullanamayacağınız bir spor. Değişmeli, rakibin hücumlarına karşı ayarlama yapmaya hazır olmalı ve konsantre olmalısınız. İyi savunma yapmak, beş oyuncunun tamamıyla olur. Bir kişiyle değil. Yani bire bir savunma daha önemli. Gerisi, rotasyon.
 
Her zaman sahada büyük kalmak istersiniz. Kaliniç, Gigi Datome üç oynuyor, Udoh ve Vesely ile yan yana oynadınız. Bogdan iki, hatta bazen bir numara oynuyordu. Şimdi yeni transferlere bakınca, bunu koruduğunuzu görüyorum. Sahada büyük olmak neden önemli?
Herkes basketbolun büyük adamların oyunu olduğunu söyler. Ancak kısalar olmadan oynamak mümkün değil. Bu dengeyi kurmaya çalışıyoruz. Eğer sezonu hatırlarsanız birçok maçta uzun beşlerle de, kısa beşlerle de sahada kaldığımızı görebilirsiniz. Bu maçın momentumuna göre değişir. Maç hazırlığı budur. Her zaman rakibinizi şaşırtmak ve kendi takımınız için en iyisini yapmak istersiniz. Bu bir kural değildir. Fakat sahada öyle kalmak istediğimiz doğru. Bir antrenör için en önemlisi, hatta rüyası, sahada farklı pozisyonlarda her şeyi yapabilen oyuncularla kalmaktır. Mesela saunmada adam değişmekten bahsettin. En iyisi bir-beş adam değişimidir. Yani bu mümkün mü? Çok zor. Çok zor ama bazen denersiniz. Yani pozisyonu değiştirip, hücumu kurabilecek beş oyuncuyla oynamak bir rüyadır. Bu her antrenörün hayalidir.
 
Brad Wanamaker gibi fizikli bir oyun kurucuya sahip olmak, bu alandaki hedeflerinizi de karşılıyor.
Evet, Brad’in bu yeteneği var. Umarım bizim için çok önemli bir oyuncu olacak. Kadromuzda Kostas ve Bobby de var. Şimdi Bobby idman yapamıyor ama Sinan da bu pozisyonda oynayabiliyor. Oyun kurucu oynayabilecek oyuncularımız var.
Kişisel bir soru sormak istiyorum. Brad Wanamaker’la yüz yüze ne konuştunuz? Çünkü geçen sene David Blatt’in sistemindeydi ve bildiğimiz üzere sahada çok özgürlüğü vardı. Çok top kaybı yapıyordu ama harika da istatistikleri vardı. Onunla ne konuştunuz? Sisteminize adaptasyonunu konuştunuz mu? 
Hayır, benim konuşmam çok basitti. Onun ne istediğini sordum, benim ne istediğimi söyledim. Üç dakikada her şey bitmişti.
Üç dakika mı?
Evet. Bilemiyorum, üç, beş… Benim için üç dakikaydı. Geçen sene oynadığı gibi oynamasını çok isterim, hatta daha da özgürlük vermek isterim. Ancak tabii ki daha az top kaybetmesini tercih ederim. Hayır, o da bunu biliyor. Açık alanda oynama yeteneğine sahip olduğunu biliyor. Benim için onu durdurmaya çalışmak aptalca olur. Bu yüzden mükemmel bir oyuncu. Brad bunu anlıyor. Ona bu fırsatı vermek isterim. Her zaman takımın iyiliğini isterim.
Yani bu sezon hücumda daha agresif bir Fenerbahçe mi izleyeceğiz?
Ne söylersem söyleyeyim, ne söz verirsem vereyim, sonuç parkede olacak. Kim bilir? Benim bu sene nasıl bir takım istediğim hakkında bir fikrim var, ancak maçlara çıktıkça gerçek durumu anlayacağız.
Her zaman bir oyuncu için bire birde rakibini geçmenin öneminden bahsedersiniz. Şimdi Brad Wanamaker gibi bire bir oynayabilen bir oyuncunuz daha var. Bunu sisteminize adapte edecek misiniz? 
Sadece o değil, diğer oyuncular da bire bir oynayabilir. Hep bunu söylerim, eğer bireysel idmanlar yaparlarsa başka oyuncularımız da buna katılabilir. Şu an buna sahip olduğumuzu da düşünüyorum. Birçok oyuncuma bire bir oynamak için fırsat vermeyi düşünüyorum.
Peki Marko Guduriç için neler söylersiniz? Belki siz onu Bogdan Bogdanoviç’le kıyaslanmaktan korumak istiyorsunuz ama herkes onun yeni Bogdan olup olmayacağını merak ediyor. Bu sohbette nerede duruyorsunuz? 
Yanlış düşünce. Kıyaslama gerekli değil. Bogdan’la kıyaslanmak Marko için iyi değil. Ben onun da Bogdan gibi basketbola kendini adamasını istiyorum. İstediğim tek şey bu. Salona girmek, çok çalışmak, bireysel idmanlar yapmak, driblingi, penetre etmeyi, şutlarını, bire birlerini geliştirmesini istiyorum. Sonrasında oyuncu olarak Marko Guduriç olmayı anlayacak, başka bir oyuncu değil.
Euroleague’de geçen sene 1994’ten sonra doğan oyuncular arasında sadece yedi kişi 15 dakika üstünde süre aldı. Onlardan biri Marko Guduriç’ti. İkisi Cedi Osman ve Ante Ziziç’ti ve onlar da NBA’e gitti. Peki Marko Guduriç’ten ne bekleyebiliriz? Genç bir oyuncu ama kariyerinde 50’den fazla Euroleague maçına çıktı. 
Evet, bu tecrübeli olduğunu gösterir. Esas önemli olan, o takımı için bazı noktalarda yaratıcı bir oyuncuydu. Eğer iyi bir oyuncu olmak istiyorsa, burada da yaratıcı olmak zorunda. Sadece o değil, tüm iyi oyuncular. Yani bu gelişimi ondan bekliyorum. Kendisini geliştirip, etrafına yaratıp, Fenerbahçe’nin oyununa kendini uyarlaması.
 
Ve Sinan Güler… Galatasaray’da önemli bir rolü vardı, takımın kaptanıydı. Öncelikle Sırbistan’da da büyük rekabetler çok önemlidir, siz en büyük rakibiniz Galatasaray’ın kaptanını aldınız. Buna nasıl bakıyorsunuz? 
Hayır, ben Sinan’ı Galatasaray’dan almadım. O buraya gelmeye karar verdi. Bu çok büyük bir fark. Onunla konuştum. Sinan çok akıllı bir insan. Bana sorduğu sorular çok akıllıcaydı, bu kararı vermeden her şeyi gözden geçirdi. Sonrasında kararı aldı ve buraya geldi. Tecrübeli oyuncu, iyi oyuncu. Bizim için çok çok önemli bir oyuncu olacağını düşünüyorum.
Sizce Sinan için bir uyum süreci olacak mı? Çünkü Galatasaray’da 30-35 dakika oynuyordu ve siz kimseye o kadar süre vermiyorsunuz.
Bunu hepsi biliyor. Fenerbahçe’nin oyuncusu olmak, belki daha önce söylediğin gibi bazı maçlarda bu dakikalara çıkabiliriz ama normalde bu farklı olacak. 5 dakika süre alsa da her şeyini verecek. 10 dakika sonunda yoruldun mu, çıkacaksın. Ben seni yeniden oyuna alırım. Tek yolu bu.
 
Final Four boyunca Ferit Şahenk maçları saha kenarında izledi. Sizinle kutlamalara katıldı. Kişisel olarak yıllardır iyi bir ilişkiniz var, yıllardır Doğuş Grubu’nun organize ettiği Zadar Turnuvası’na katılıyorsunuz. Bu yeni isim sponsorluğu Fenerbahçe için ne anlam ifade ediyor? Ferit Şahenk’le ilişkiniz nasıl? 
Bu çok önemli. Ferit Şahenk’le ilişkim mükemmel. Fenerbahçe’yi çok seven bir insandan bahsediyoruz. Onun bu kulübe olan aşkı inanılmaz. Bunu yıllardır biliyorum. Fenerbahçe’ye yardımcı olmak için burada olması beni mutlu ediyor. Fenerbahçe’nin Euroleague için gerekli bütçeye çıkması adına Doğuş Grubu’nun sponsorluğu çok önemli. Başka bir gelirimiz oluyor. Bu çok önemli. Ferit’in burada olmasından dolayı mutluyum, harika bir insan.
 
Başkanla ilişkinize dönelim. Kupayı kaldırdıktan sonra onunla ne konuştunuz? 
Ben Aziz Yıldırım için çok mutluyum. Onun bize ne kadar çok yardım ettiğini biliyorum. Kulübünü bu seviyelerde görmeyi ne kadar hak ettiğini biliyorum. Buraya geldiğim ilk günden beri her konuda beni destekledi. Buna çok müteşekkirim. Umarım böyle devam eder.
 
Bu yıl Final Four Belgrad’da. Tabii ki şampiyon olmak istiyorsunuz. Motive olmak için bir nedene ihtiyacınız yok ama evinizde şampiyon olmak yeni bir motivasyon kaynağı. Hazırlık döneminde takımınızı Belgrad’a getirdiniz. Final Four’un orada olmasıyla bir alakası var mı? 
Hayır, hayır. Partizan kulübünden insanlarla yaptığımız bir konuşmaydı bu. Oraya gitme ihtimali üzerinde konuştuk, orada bir hazırlık maçı yaptık; benim şehrim Çaçak’a da gittik, Ljubljana’ya da… Her şey çok güzeldi. Bir sonraki Final Four Belgrad’da, bir şekilde bu önemli. Fakat geçen yıllara oranla değişen bir şey yok. İlk Final Four’umuz, kulüp tarihinde ilk olduğu için önemliydi. Bu sene “İstanbul’da olduğu için, gitmeniz gerekiyor” dendi. Bir önceki sene Berlin’deydi, “orada çok taraftarımız var” dendi. Herkes “mutlaka Final Four yapmalısın” demek için bir bahane buluyor. Hayır, hiçbir şey yapmak zorunda değiliz. Sadece işimize konsantre olup, maç maç düşünüp çalışmalıyız. Tek yolu bu. Bu takımın her zaman Final Four’da olması gerekiyor.
Bu takvimde aylık planlama ya da maçlık planlama yapmak çok zor. Sezon içi planlarınızda ne gibi değişiklikler yaptınız? Sezon içinde “takımım Mart’a hazır olmalı” ya da “fiziki düşüşler gösteririz” diye düşünüyor musunuz?
Hayır, ben takımımın başından sonuna kadar hazır olmasını isterim. Bu kolay değil, neredeyse imkansız. Bunu bildiğim için, daha önemli maçlara hazır tutmak istiyorum. Bu sene nasıl çalışacağımızı söyledim. Günde sadece bir idman yapacağız. Bu şekilde devam etmek istiyorum. Oyuncuarın tepkisi harika, bu işi sevdiler. Daha çok boş zaman, daha çok bireysel çalışma demek. Her şey bu şekilde gidecek. Göreceğiz. Konuşmanın başında söylediğim gibi, geçen seneden tecrübemiz var. Her şeye hazırlıklı olmalıyız. Rakiplerin motivasyonu üst düzey olacak. Avrupa Şampiyonuyuz, Türkiye Şampiyonuyuz.
 
Son şampiyon olduğunuz için artık herkes Fenerbahçe’yi yenmeye çalışacak. Kariyerinizde bu durumla çok karşı karşıya kaldınız. Aradaki fark nedir? 
Herkes sizi yenmek isteyecek. Herkes “Avrupa Şampiyonu’nu yendik” demek isteyecek. Bu çok mantıklı. Oyuncularıma da bunu anlatmaya çalışıyorum. Önce kendimize saygı duymalıyız, hırslı olmalıyız ve aynı motivasyonu korumalıyız. Rakipten daha çok motive olmalıyız. Tek yolu bu.
 
Eurobasket’teki Türk Milli Takımı için neler söylersiniz? Birçok maçı saha kenarından izlediniz. Neler düşünüyorsunuz?
Bence takım, kalitesine göre iyi basketbol oynadılar. Bazı maçlarda kazanmaya çok yakınlardı, olmadı. Ancak ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Asistanım Erdem, antrenör kadrosunda olduğu için yakından biliyorum. Bence Koç Sarıca harika iş çıkardı. Tebrikler.
 
Melih Mahmutoğlu için ne söylersiniz? Farklı bir görevi vardı Milli Takım’da. Daha çok topla oynuyordu, daha çok yaratmak zorundaydı. 
Melih’in oyunundan çok mutluyum. Ancak geriye dönerseniz Fenerbahçe’de de birçok maçta böyle oynadığını göreceksiniz. Melih takımın kaptanı. Şimdiden Fenerbahçe tarihine geçti. Kaç kupa kazandığını bilmiyorum bile. Melih benim ilk yılımdan kalan tek oyuncu. Ona ne kadar güvendiğim ortada. Bizim için ne kadar önemli oyuncu olduğu ortada.
Takımınızın kaptanı olduğu için mutlu musunuz?
Tabii ki. Başlarda onun için biraz zordu. Kaptan olmak ne demek, anlaması gerekti. Şimdi çok iyi. Benim için ikinci kaptanımız Gigi Datome’yle birlikte çok önemli bir yardımcı.
Takımınızda birçok farklı kişilik var. Söylediğiniz gibi Melih Mahmutoğlu, Gigi Datome, şimdi Jason Thompson burada, genç Guduriç geldi… Bu takımın uyumu ne kadar önemli? 
Her zaman bunu söylerim, takım içi kimya çok önemli. Birbirlerine karşı saygıları, bana, ekibime ve ofise karşı saygıları çok önemli. Hatta ekibimiz ve ofis arasında… Her şey çok önemli. İçeride sağlıklıysanız her şeyin iyi olması ihtimali artar. Herhangi birinin karakteri çok önemli. Her zaman bire bir konuşmayı da severiz, grupça da. En ufak bir sıkıntı olduğunu görürsem, hemen müdahale ederim. Hiç kimseye takım ve kulüp içindeki iyi atmosferi mahvetme fırsatı vermem.
 
Saha dışında takımla ne tip aktiviteleriniz oluyor? Bazen futbol maçlarına gittiğinizi biliyorum. 
Bazen gidiyoruz. Oyuncularımı cezalandırmayı sevmem. En büyük cezamız, yemek ısmarlamak olur. Topluca bir yemeğe gider ve birlikte vakit geçiririz. Özellikle yeni oyuncularla en iyi yolu budur.
Aynı zamanda büyük bir futbolseversiniz. Pep Guardiola hep basketbol idmanlarına gittiğini söyler. Bilhassa saha içi yerleşiminden çok şey öğrendiğini anlatır ve bunu futbola adapte ettiğini vurgular. Siz futbol maçlarını taktiksel açıdan izler misiniz? 
Tabii ki, çünkü ben bir antrenörüm. Futbolun büyük bir hayranıyım. Senin de söylediğin gibi, bizim sporumuzda alanın çok önemli olduğunu söylüyorsak, futbolda bunun nasıl olduğunu düşün… Daha büyük bir sahada alan daha önemli. Bu inanılmaz. Bazen büyük takımları izliyorum, alanı nasıl kullandıklarını, sahada nasıl koştuklarını, topsuz nasıl hareket ettiklerini görüyorum. Bazen diğer takımları izleyince de her şey açığa çıkıyor. O takım neden iyi, o takım neden kötü anlıyorsunuz.
 
Ne tip futbolu seversiniz? Futbolda hangi takımları izlemek istersiniz? 
Yüksek seviye futbolu. Şampiyonlar Ligi tabii ki. Herkes Brezilya’nın Arjantin’in hangi seviyede olduğunu bilir. Brezilya ve Arjantin gelenekleri olan takımlar. Barcelona, Real Madrid gibi takımlar… Basketbol gibi.
 
Sizin taktik görüşünüzü düşünüyorum da, sanırım geriden oyun kuran defans oyuncuları sizin için önemli. 
Futbol çok daha farklı. Dediğim gibi alan çok daha büyük. Bir hayran olarak izlemeyi seviyorum. Basketboldaki gibi, oyuncular topsuz hiç koşmuyor. Futbolda topsuz koşu yapmazsanız ölürsünüz.
 
Bu sezon için taraftarınıza mesajınız nedir? Yedi binin üzerinde kombine sattınız. 
Rekor kırdık. Hatta bana “daha fazla satabilirdik, ancak bilerek durdurduk” dediler. Ne diyebilirim ki? Taraftarın yıllar boyunca bana gösterdiği desteğe çok minnettarım. Onlar benim için ne kadar önemli olduklarını biliyorlar. Onların buradaki varlığı her zaman takım için çok önemli. Dolu salonda taraftarın desteğiyle oyuncuların da reaksiyonu farklı oluyor. Her zaman bunu tekrarlayacağım. Bize karşı oynamak için buraya gelen herkes kendini rahat hissetmeli. Bu salonun sadece bir basketbol salonu olduğunu misafirlerimize hissettirmeliyiz.
Bu taraftara mesajınızdı. Bir de basketbol dünyasında olanlarla ilgili bir mesaj istiyorum. Milli Takımlar konusunda FIBA ve Euroleague tartışması… 
Bu felaket. Dürüst olmak gerekiyorsa, felaket. Bu hikayenin nasıl biteceğini bilmiyorum ama hepimiz Kasım ayında daha akıllı olacağız. Neler olacağını göreceğiz. Şimdi yeni bir teklif var. Euroleague karar verecek. Bunun hakkında çok konuşuyoruz. Bana hep nerede durduğumu soruyorlar. Ne olduğumu çok iyi biliyorum. Kulübe bunu bildirdim. Başka bir taraftan bakınca, kulüpte oynamak için sözleşme imzalamış oyuncularınız varsa, ilk görevleri takım idmanı ve maçında olmalarıdır. Bu şekilde her şeyi açıkladığımı düşünüyorum.
Çok iyi anladım, çok teşekkürler. Her zaman olduğu gibi harika bir sohbet oldu.
2011-2017 Fenerbahçe Taraftar Sitesi: Fenerbahceliyiz.Org